çok acıtandır:
o kişiyle hiçbir zaman günlük takılmamışsınızdır.
bu demek değil ki günlük eğlenceleriniz olmamıştır. aksine çok
eğlenmişsinizdir, hem de çok. herkes kıskanmıştır sizi ne kadar
uyumlular, birbirleri için yaratılmışlar, nasıl güzel anlaşıyorlar diye,
hatta dedikodular çıkarıp tadınızı kaçırmaya bile çalışmışlardır
aranızı bozmak için.
mutluluğun tanımını onda bulmuş, onun
yanındayken kendinizi dünyanın en şanslı insanı hissetmişsinizdir. mutlu
olmak, onu mutlu etmek için maddi manevi fedakarlıkta sınır tanımamış,
onunla yeni hobiler edinmişsinizdir. raket tutamazken ve hiç yeteneğiniz
yokken onunla beraber tenis oynamayı öğrenmiş, onunla güzel olduğu için
asla yapmam dediklerinizi bir an bile düşünmeden yapmışsınız,
yaşamışsınızdır günleri, yılları, ayları dolu dolu.
içinde
olduğunuz günü, ayı, yılı değil bir ömrü planlamışsınızdır onunla. yıl
yıl neler yapılacağını.. nasıl bir evde yaşanılacağını, haftanın hangi
günü sinemaya gidileceğini, hangi günü evde sinema keyfi yaşanacağını,
hangi günü aile ziyareti ve ziyafeti yapılacağını.. nerelere kimlerle
tatile gidileceğini, nerelerin gezileceğini, nelerin yenilip nelerin
tadılacağını.. hatta hangi konserleri izlemeye yurt dışına
çıkılacağını..
planlamışsınızdır 35'ine gelince nerede
olacağınızı, 55'ine gelince neler yapacağınızı, çocuğunuzu nasıl
eğiteceğinizi, onunla neler yapacağınızı.. hatta planlamışsınızdır son
nefesinizi verirken yanınızda onun olacağını, son kez görmek, en son
aklınızda kalacak yüzün onun olmasını..
sonra birden anlam
veremediğiniz şekilde gelir sonbahar... ağaçtan düşen bir yaprağın uçup
uzaklara gittiğini görüp hiçbir şey yapamadığınız gibi hiçbir şey
yapamazsınız onun gidişine. kopmuştur bi kere o daldan ve artık o dala
ait değildir çünkü.. ben yapıştırırım o dalda durur yine aynı yerinde
dersiniz ama hiçbir güç yetmez onu yapıştırmaya... en büyük acıyı veren
de belki budur: olanlara müdahale edememek.
ayrılmışsınızdır
artık. yoktur o. baktığınız her yerde yaşanmışlıkları görürsünüz.
planları görürsünüz yaptığınız.. yerken bir salatayı, yudumlarken bir
şarabı, koklarken bir parfümü onu hissedersiniz. acı yaşanmışlıklar
kadar yaşan(a)mamışlıklar.
12 Ağustos 2014 Salı
Ankara...
demek ki buraya kadarmış seninle ilişkim...
çoğunluk sevmiyor seni biliyorum ama iyi ki sende doğmuşum be. henüz meyve bahçelerinin yok olmadığı, çocukların gece yarılarına kadar sokakta rahat rahat oynayabildiği bir dönemde çocukluğuma evsahipliği yaptığın için teşekkürler sana. ilkokul, ortaokul, lise derken sana öyle bir bağlanmışım ki üniversite için başka şehre gitmeye cesaret edemedim bile. iyi ki de edememişim, kopamamışım senden. iş hayatıma iyi ki seninle başlamışım. arkamdan kuyumu kazmayan, art niyeti olmayan temiz insanlarınla çalıştım sayende. bu sayede kişilerle uğraşmadan işime odaklanabildim belki de.. her adımda, her basamakta çok değerli arkadaşlar, dostlar kattın bana. ömrümün sonuna kadar yanlarında olmasam da kalpleri benimle atacak olacak dostlardan hemde.
hatırladıkça içimi burkacak acı hatıralar da yaşattın ama onlar için de teşekkür ederim sana. onlar olmasa güzel, mutlu zamanların değerini, kıymetini nereden bilebilirdim...
bu gece son kez ev sahipliği yapacaksın ya bana, içim burulmuyor değil. beni nasıl bir hayatın beklediğini dahi bilemiyorken rahatından, rutininden, düzeninden ayrılmak, aileyi, arkadaşları ve dostları arkada bırakmak üzmüyor değil.
ama demek ki buraya kadarmış seninle ilişkim. elveda ankara...
çoğunluk sevmiyor seni biliyorum ama iyi ki sende doğmuşum be. henüz meyve bahçelerinin yok olmadığı, çocukların gece yarılarına kadar sokakta rahat rahat oynayabildiği bir dönemde çocukluğuma evsahipliği yaptığın için teşekkürler sana. ilkokul, ortaokul, lise derken sana öyle bir bağlanmışım ki üniversite için başka şehre gitmeye cesaret edemedim bile. iyi ki de edememişim, kopamamışım senden. iş hayatıma iyi ki seninle başlamışım. arkamdan kuyumu kazmayan, art niyeti olmayan temiz insanlarınla çalıştım sayende. bu sayede kişilerle uğraşmadan işime odaklanabildim belki de.. her adımda, her basamakta çok değerli arkadaşlar, dostlar kattın bana. ömrümün sonuna kadar yanlarında olmasam da kalpleri benimle atacak olacak dostlardan hemde.
hatırladıkça içimi burkacak acı hatıralar da yaşattın ama onlar için de teşekkür ederim sana. onlar olmasa güzel, mutlu zamanların değerini, kıymetini nereden bilebilirdim...
bu gece son kez ev sahipliği yapacaksın ya bana, içim burulmuyor değil. beni nasıl bir hayatın beklediğini dahi bilemiyorken rahatından, rutininden, düzeninden ayrılmak, aileyi, arkadaşları ve dostları arkada bırakmak üzmüyor değil.
ama demek ki buraya kadarmış seninle ilişkim. elveda ankara...
19 Şubat 2014 Çarşamba
hissetmek
Olan onca şeye rağmen hissetmek, hissedebilmek garip bir güç veriyor.
Tekrar mutlu olabilmeye inanmak, eskisinden daha da çok ve daha da anlamlı sevebilecek olmaya inanmak...
İnsanız...
Doğduk..
Büyüyoruz..
Ölüyoruz..
ve Büyüyoruz..
ve Ölüyoruz..
Ta ki gerçekten ölene dek.
------
Burada oturmuş senden özür dilemem gereken şeyleri ve senin özür dilemen gereken düşünüyordum.
Birbirimize çektirdiğimiz tüm acıları...
Seni suçladığım şeyleri...
Burada olup da söylemeni istediğim her şeyi...
Özür dilerim...
Seni her zaman seveceğim çünkü biz beraber büyüdük...
Beni olduğum kişi yapan sensin...
Bilmeni istiyorum ki içimde her zaman senden bir parça taşıyacağım...
Ve bunun için minnettarım...
Her kime dönüştüysen...
Dünyanın neresindeysen...
Kiminleysen...
Sana sevgilerimi gönderiyorum.
Sonsuza dek dostun.
(Her filminden kısmi alıntıdır)
-----
Tekrar mutlu olabilmeye inanmak, eskisinden daha da çok ve daha da anlamlı sevebilecek olmaya inanmak...
İnsanız...
Doğduk..
Büyüyoruz..
Ölüyoruz..
ve Büyüyoruz..
ve Ölüyoruz..
Ta ki gerçekten ölene dek.
------
Burada oturmuş senden özür dilemem gereken şeyleri ve senin özür dilemen gereken düşünüyordum.
Birbirimize çektirdiğimiz tüm acıları...
Seni suçladığım şeyleri...
Burada olup da söylemeni istediğim her şeyi...
Özür dilerim...
Seni her zaman seveceğim çünkü biz beraber büyüdük...
Beni olduğum kişi yapan sensin...
Bilmeni istiyorum ki içimde her zaman senden bir parça taşıyacağım...
Ve bunun için minnettarım...
Her kime dönüştüysen...
Dünyanın neresindeysen...
Kiminleysen...
Sana sevgilerimi gönderiyorum.
Sonsuza dek dostun.
(Her filminden kısmi alıntıdır)
-----
18 Şubat 2014 Salı
klişe1: başarken
Merhaba sayin okur..
Neden buradasin bilemiyorum ama okuyacagin blogdaki yazilar gercekten sacma ve garip seyler olacak. Vaktim degerlidir dersen pesin pesin soyleyeyim, hemen kapat pencereyi..
Yok vaktim degerli degil diyorsan da daha faideli seyler okumani siddetle tavsiye ederim.
Klişe1: başlarken dedim cunku gercekten okuyuculari uyarma ihtiyaci hissediyorum. İsin asli neden yazdigimi da bilemiyorum. Gun icinde, bazen gece icinde olan olaylari goreceksiniz buralarda. Kendi ic sanrilarimi, sikintilarimi, serzenislerimi, belki de mutluluklarimi.. belki mutluluklarimi dedim cunku mutlu oldugumda paylasim yaptigim farkli mecralar var. Burasi daha cok benim karanlik yuzumde neler oldugunu yazacagim bir mecra olacak..
Neyse konuyu anlamissinizdir. Yazilarda heralde hitap seklinde yazmam, cunku birileri okusun diye yazilmamis olacaklar.
Haydi...
Neden buradasin bilemiyorum ama okuyacagin blogdaki yazilar gercekten sacma ve garip seyler olacak. Vaktim degerlidir dersen pesin pesin soyleyeyim, hemen kapat pencereyi..
Yok vaktim degerli degil diyorsan da daha faideli seyler okumani siddetle tavsiye ederim.
Klişe1: başlarken dedim cunku gercekten okuyuculari uyarma ihtiyaci hissediyorum. İsin asli neden yazdigimi da bilemiyorum. Gun icinde, bazen gece icinde olan olaylari goreceksiniz buralarda. Kendi ic sanrilarimi, sikintilarimi, serzenislerimi, belki de mutluluklarimi.. belki mutluluklarimi dedim cunku mutlu oldugumda paylasim yaptigim farkli mecralar var. Burasi daha cok benim karanlik yuzumde neler oldugunu yazacagim bir mecra olacak..
Neyse konuyu anlamissinizdir. Yazilarda heralde hitap seklinde yazmam, cunku birileri okusun diye yazilmamis olacaklar.
Haydi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)